Kürt açılımı aslında sofrada bir kap meze...
Demokratik açılım diye sonradan lanse ettikleri, KÜRT AÇILIMI ; Türkiye üzerinde emelleri olan, Türk’lerden nefret eden, Türk denince halâ hezeyan içinde korku nöbeti geçiren ülkelerin Türkiye’mizi bölmek projesinin sadece bir ayağı.
Şöyle geçmişte bir sörf yaparsak herşey bütün açıklığı ile önümüze serilir.
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell, o zamanki Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül ile 9 maddelik gizli bir mutabakat imzalar.Abdullah Gül, bu gizli anlaşmayı 24/mayıs/2003 tarihinde Vatan Gazetesinden Murat Sertoğluna; “ ABD Dışişleri Bakanı Powell ile 2 sayfalık 9 maddelik bir plân üzerinde anlaştık.Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki. Powell, Suriye’ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan birsürü gelişme var.” Diye açıklamada bulunur. (Yeniçağ Gazetesi 21/10/2009) İşte o tarihlerde basına sızan ve bugüne kadar yalanlanmayan 9 maddelik mutabakat:
“1) Irak’ın kuzeyinde bulunan bütün Türk birlikleri ve Türk ordusuna bağlı özel kuvvetler, aşamalı olarak Türkiye sınırları içine çekilecek. Türk ordusu bundan böyle hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekâtlarda bulunmayacak. ( O günlerde azan teröristlerin üzerine neden sınırötesi harekât yapılamadığını ve Başbakanımızın beyanatlarında ne kadar zorlandığını hatırlayın.)
2) PKK / KADEK’e karşı Türkiye devletinin egemenlik alanı içinde yapılacakaskeri harekâtlar için, ABD askeri makamlarına haber ve bilgi verilecek, izin alınacak. Eğer Türk silahlı kuvvetleri,ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa, ABD hükümeti, uyarıda bulunma hakkını kullanabilecek. Bu durumda ABD gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askeri yaptırımları saklı tutacak. ( İzinle girdiğimiz! Irak’ta sınırötesi harekât devam ederken Genelkurmay Başkanımızın; “İşimiz ne zaman biterse o zaman çekiliriz. Bir sene de kalabiliriz” mealindeki açıklaması akabinde ABD istedi diye ordumuzun 2 günde Türkiye’ye apar topar geri dönüşünü hatırlayalım. )
3) Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekâtlara, ABD’nin talep etmesi halinde şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecek. (ABD’nin Karadeniz bölgesine üs kurmak isteği zaman zaman gündem maddesi olarak halka sunulmakta. )
4) Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecek, özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlanacak. ( yakın geçmişte Genelkurmay başkanlığından ‘profesyonel asker eğiterek asker sayısında azaltmaya gidileceği’ açıklanmıştı.)
5) Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan ve ’Kürdistan’adı verilen devlet resmen ilan edildikten sonra Türkiye tarafından da resmen tanınacak. ( Irak’ın toprak bütünlüğü dilimizden düşmezken, KÜRT DEVLETİ kurulumunun savaş sebebi olacağı her vesile ile ifade edilirken bugün gelinen ve yarın gelinecek konuma bakarmısınız...)
6) Abdullah Öcalan ve diğer dört lideri dışında bütün PKK/KADEK yönetici ve elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacak. ( bu anlaşmadan 6 yıl sonra, 20/10/2009 da bir gurup PKK terör örgütü elemanları barış elçisi!!! Sıfatıyla Slopi’de davul zurna eşliğinde DTP ve binlerce yandaşı tarafından karşılandı.)
7) Kamu Reformu Yasası ve Yeni Yerel Yönetim Yasaları hızla çıkartılacak, Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek.Türkiye, dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter devlet yapısını terk ederek, federasyona geçecek. (Güneydoğuda Eyaletleşmek sureci başlamış olup İstinaf mahkeme binalarının ,AB’nin gönderdiği milyon euro’larla inşaatları tamamlanmak üzere.)
8) KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ’Arafat modeli’denen uygulamayla devre dışı bırakılacak, Kıbrıs’ta Annan Planı bazı küçük değişikliklerle hayata geçirilecek. Ege kıta sahanlığı konusunda Türkiye, Yunan doktrinine daha esnek davranacak, Türk jetlerinin uçuş alanı daraltılacak. ( 17/Ekim/2009 tarihinde İşçi Partisi Gnl. Bşk. Vekili Mehmet Bedri Gültekin yaptığı basın toplantısıyla Tayyip Erdoğan ile M.Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinin bant kayıtlarını açıkladı. Buna göre KKTC’nin o günkü meşru cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a kurulan komplo ve Ayrıca olmazsa olmazımız olan 2 devlet şeklindeki anlaşmadan vazgeçildiği açığa çıktı. ‘Çözümsüzlük çözüm değildir’ sözünün de anlamı deyim yerindeyse, su götürmez biçimde anlaşılmış oldu...)
9)Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek, sınır ticaretinde Ermeniler lehinde düzenlemeler yapılacak.” (Sınır komşularımızla sıfır problem dedikleri hazım ilacı ile bu maddenin içeriği gizli görüşmelerle onurumuzu ayaklar altına almak pahasına yerine getirilirken, diğer taraftan süslü nutuklar atarak kandırılamayan, kanımız bir kardeş ülke Azerbaycan’ı kaybetmek üzereyiz. ‘sebep ortadan kalkmadan sonuç gerçekleşmez’ sözü Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının sözüdür. Bakalım, sebep ortadan kalkmadan sonuç bekletilecek mi?
Türkiye, bizim bilmediğimiz nasıl bir savaş kaybetti de böylesi bir anlaşmaya rıza gösterdi ?.. yada, anlaşmayı uygulamaya çalışanlar, ülkeyi satarak, bölerek, yok etmeye böylesi bir hırsla nasıl talip olurlar?..Sonradan; bir kez dahi “aldatıdık” demektense, icraata başlamadan önce bin kez düşünmek ve öyle karar vermek evlâdır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder